Ardanuç
Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:17
yönetici
ARDANUÇ
Tanrısal çığlığın üflendiği toprak, burası… Varsa dünyada cehennem bu; Cehennem Deresi.
Hasan Çelebi


ARDANUÇ’UN TARİHİ
Hazırlayan: Tuncer BAYIK Tarih Öğretmeni
Ardanuç Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz bölümünde yer almaktadır.Ardanuç,yönetim bakımından Artvin iline bağlı olup,il merkezine uzaklığı 35 km. dir. Ardanuç ilçesi;Kuzeyden Şavşat ilçesi,doğudan Ardahan ili ve Göle ilçesi,güneyden Erzurum ili ve Yusufeli ilçesi,batıdan ise Artvin ili ile sınırlanmıştır.
İlçe merkezi ise;kuzeyden Tütünlü ve Beratlı köyleri, doğudan Kızılcık ve Harmanlı köyleri,güneyden Sakarya Köyü, batıdan ise Ferhatlı Köyü ile çevrilidir.
Ardanuç ilçe merkezi doğusundaki Yalnızçam Dağlarından kaynaklanan Ankliya deresinin Aydın deresi ile birleştiği yerde yer almaktadır.Ardanuç'un batı tarafında Türkiye'nin en büyük kalyonu olan dünya sıralamasında da önemli yer tutan "Cehennem Deresi"bulunmaktadır.
Bu ilçe merkezinde konutlar genelde alüviyal düzlükte ve bu düzlükten itibaren yavaş yavaş yükselen bir yamaç üzerinde kurulmuştur.
Ardanuç yerleşim alanının yükseltisi yaklaşık olarak 470-670 metreleri arasındadır.2000 yılı genel nüfus sayımına göre genel nüfusu 14.477,ilçe merkezinin nüfusu ise 5.278'dir.Ardanuç'ta nüfusa kayıtlı insan sayısı 40071'dir.Resmi rakamlara göre genel nüfusun %65'i dışarıya göç etmiştir.
Ardanuç'ta halkın başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ayrıca yörede yapılan ormancılıkta halkın geçim kaynakları arasında yer almaktadır.Coğrafi yapısından dolayı tarımsal faaliyetlerticari olmaktan ziyade halkın kendiihtiyaçlarını karşılamak şeklindedir.Karadeniz bölgesinde yer almasına rağmen ilçede genel olarak karasal iklim hakimdir. İlçenin yüzölçümü 969 km2,rakımı ise 475'dir.
Önce Gevhernik sonra da Ardanuç ve Akçakale adını alan, zaman zamanda Ada kale olarak bilinen içemiz tarihi, arkeolojik bulgulara göre M.Ö. X - VIII bin yıllarına kadar uzanıyor.
Tarihi çeşirli deöenmlerinde gerek doğu-batı geçiş bağlantıları gerekse kalesinin sağladığı avantajlar sayesinde krallıklara başkentlik yapmıştır.
Adanuç ve çevresinde yerleşmenin başlangıcı M.Ö. 2000'li yıllarda Hurriler ve Mittanilere dayanmaktadır. Ardanuç ve çevresi kayıtlara ilk olarak Urartukar zamanında geçmiştir. Urartulardaki "Güneş Tahrısı" Ardi 'nin adına tapınaklarla ilgisi olabileceği zannedilmektir.
Urartulardan sonra İskitler hakimiyet kurmuşlarıdır. Ünlü İskit hükümdarı Efrasyab (Alp Er Tunga) zamanında federasyon kurulmuştur. Daha sonra sırasıyla M.Ö. 150'de Arsaklılar, 536' Bizanslılar Ardanuç 'a hakim olmuşlardır. Bizans kaynaklarından Ardanuç'tan "Kalmak" diye bahsedilmektedir. Bizans'tan sonra Bagratlılar. Ardanuç'ta ünlü Bagrıtlı kralı "Aşut'un kulesi" kalmıştır. Ardanuç 744 yılında Bagratlı Krallığının başkenti olmuştur.
Ardanuç’ta 1267-1678 yılları arasında Kıpçakların Ortodoks Atabekler Hükümeti varlık sürdürdü. Yapılan araştırmalar yöre insanlarının menşeinin Kıpçaklara bağlı “Meshet Türkleri’ne “(Ahıska) dayandığı ifade edilmektedir. Ardanuç kısa bir sürede Moğol işgali altında kalmıştır.
Osmanlı Devleti’nde Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Erzurum Beylerbeyi Çerkez İskender Paşa tarafından 1551 yılında Ardanuç fethedildi. Iskender Paşa Ardanuç’ta Akkoyunlulardan kalma eski bir caminin kalıntılarını onarttırarak buraya bir boyahane ile 61 dükkan vakfeylemiştir.
Ardanuç bu dönem sancak merkezi yapılmıştır. Ayrıca İ.Paşa Ardanuç’tan Kanuni Sultan Süleyman’a bir adet çok değerli “lal kadeh” göndermiştir.
93 harbine kadar Osmanlı yönetiminde kalan Ardanuç 1878 Berlin antlaşması ile Rusya’ya terk olunmuştur. 40 yıl Rusya idaresinde kalan yöremiz sıkıntılar geçirmiş ve bu dönemde halk göçe zorlanmıştır. (nüfusu değiştirmek için) 1917 yılındaRusya’da çıkan Bolşevik İhtilali sonrası 1918 Brest Litovski Antlaşmasıyla İşgal altındaki yerler tekrar ana vatana kayılmıştır.
30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla İngilizler tarafında işgal edilen yöremiz, Ermenilerin kanlı eylemlerine sahne olmuştur. Yörede yaşanan sıkıntılar şairler ve ozanlar tarfından da dile getirilmektedir. Ardanuçlu ozan Efkari durumu şöyle ifade ediyor.
“Saltanat elinden yurt kayboldu Ağlasak ne olur, gülsek ne olur Dinleyen yok dava, ret kayboldu Yaşasak ne olur, ölsek ne olur ’’
15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa emrindeki kuvvetler Ermenilerle yaptığı savaş sonunda 3 Aralık 1920 Gümrü Barış antlaşmasıyla Misak-ı Milli sınırlarına ulaşıldı.
Kısa süreli Gürcü işgali ardından TBMM’nin girişimleri ve Deli Halit Paşa emrindeki kuvvetlerle işgal 23 Şubat 1921’de sona erdirildi. 7 Mart 1921’de resmi kuvvetlerin gelmesi ile Ardanuç resmen ebedi olarak Anavatana katılmış oldu.
Ardanuç1 Ağustos 1945 tarih ve 4769 sayılı kanunla Artvin iline bağlı ilçe olmuştur.
ARDANUÇ’UN KÖYLERİ:
Akarsu, Anaçlı, Avcılar, Aydınköy, Aşağıırmaklar, Aşıklar, Çakıllar, Çıralar, Örtülü, Ballı, Bağlıca, Beratlı, Bereket, Boyalı, Bulanık, Cevizli, Ekşinar, Ferhatlı, Gökçe, Güleş, Gümüşhane, Geçitli, Hamurlu, Harmanlı, Hisarlı, Kapıköy, Karlı, Kaşıkçı, Konaklı, Kutlu, Kızılcık, Müezzinler, Meşeköy, Naldöken, Ovacık, Peynirli, Sakarya, Soğanlı, Tütünlü, Tepedüzü, Torbalı, Tosunlu, Ustalar, Yolağzı, Yolüstü, Yukarıırmaklar, Zekeriyaköy, İncilli.
Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Mart 2010 23:20 )
Arhavi
Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:16
yönetici
ARHAVİ
Yakışır, Arhavi hep kendine seçsin iyiyi, Boyasın yağmuru ortancaların pembeliği.
Hasan Çelebi

ARHAVİ'NİN TARİHİ
Kafkasya ve Doğu Karadeniz Bölgesi, MÖ dönemlerden beri çeşitli kültür ve uygarlıklara yurt olmuştur. Arhavi halkı ve coğrafyası da bu tanımın içerisindedir. Lazları da içine alan Kolheti kültürü bunlardan birisidir.
Kolheti ismi, tarihi süreç içinde siyasi bir birliğin adı olarak ortaya çıkmış, egemen olduğu coğrafyaya da kendi adını vermiştir. Lazlarla çok yakın ilişkisi bulunan Kolheti Krallığı, bu özelliği konumuzun özünü oluşturmaktadır.
Gerek coğrafi bir terim ve gerekse siyasi bir özne olarak tarihte, Kolheti ismi değişik dillerdeki fonetik özellik ve telaffuz ayrılıkları nedeniyle, Kolh, Kolheti, Kolkis, Kolhida... ve benzeri olarak on iki çeşit yazılan ve söylenen bir isim olmuştur.
Önce bu on iki çeşit isimle literatüre geçmiş Kolheti’nin Laz terimi ile olan ilişkisine bir göz atalım. Bizanslı tarihçi Prokipus “ Eskiden kullanılan Kolh adı, Laz adı ile değiştirilmiştir” diyor.( 6. Yüzyıl Priskos, Bella Cotli ve Savaş Tarihi 11, 17) Yine Bizanslı Agastias da, çok eski çağlarda Lazlara, Kolh deniliyordu diyor. (6. Yüzyıl Bizans Tarihçisi Agastias 1, 3) Öyle ise tarihte, Kolheti’nin (on iki yazılışından biri ile) geçtiği her metin, Lazlardan veya Lazlarında içinde bulunduğu siyasi birlikten bahsediyor demektir.
Şimdi de Kolheti’nin neresi ve kimlere ait uygarlık olduğu konusuna değinelim: Kesin bir çizgi ile belirtmemiz mümkün olmamakla beraber Kolheti, Kafkas Dağları’nın güney eteklerinden başlayıp Trabzon’a kadar uzanan, doğuda Suram eteklerine kadar varan bir bölgenin adıdır. İsminin tarihi süreç içerisinde, üzerinde kurulmuş bulunan Kolheti Krallığından geldiği kesindir. Kolheti Krallığı’nın orijini, eldeki mevcut kaynak ve arkeolojik bulgulara göre MÖ 12-11. Yüzyıllardır izlenebiliyor. Başlangıçta iki halk grubunun oluşturduğu, bilahare birçoklarının dahil olduğu ve eleştirdiği bir uygarlıktır. İlk dönemlerde krallığın halkını Egrisililer (laz) ve Abhaz-Abazalar oluşturuyordu. (George Amicba’nın Doçentlik tezi, Orta çağda Abhazlar, Lazlar) Ancak, Ergisi(LAZ) ve Abhaz-Abaza isimleri, devletin belirleyici simgesi olarak hiç kullanılmamış, bütün kaynaklarda devletin on iki çeşit yazılışı ve okunuşu olduğunu anlattığımız Kolh, Kolheti, Kolhida, Kolkis... Krallığı olarak anılmıştır.
Milat yıllarında, Trabzon’a kadar olan bölgeye, Kolheti halklarından bir Megrel-Laz göçü olmuştur. Milattan sonraki ilk yıllarda da Romalılar bu Krallığı Egrisi(laz) soyundan gelen krallara devretmişler ve Kolheti Krallığı’nın ismini Lazika Krallığı’na dönüştürmüşlerdir. İşte bundan sonra Laz ismi tarih sayfalarına girmiştir. Bu ismin, yani Laz isminin ilk kullanıldığı eser, 79 yılında Romalı müellif Plinius’un “Naturalis Historia” adlı eseridir.
Lazika Krallığı ismi ortaya çıkmadan önceki dönemlerde Kolheti Krallığı veya on iki çeşit isminden biri söylendiği zaman halk olarak ya Egrisislerden (Laz) veya Ab haz-Abazlardan bahsediliyor demekti. Bilahare de Çerkesler, hatta İskitler bu uygarlığa dahil olmuşlardır. Gürcülerin Kolheti Uygarlığına dahil olmaları Çerkes ve İskitlerden ve de Lazika Krallığı’nın çıkmasından çok sonradır. Gürcüler 483 yılında Laz ülkesine Perslerden kaçarak göç etmişler ve Lazlarla ilk defa bu göç sebebiyle tanışmışlardır. Gürcülerin bu uygarlık içinde en hakim halk öğesi olarak Krallığın başını çekmeleri, çok sonra, 11 ve 12. Asırlarda olmuştur.
Lazcada –ka takısı, küçüklük, yavruluk, özlük, pratiklik gibi içten birkaç anlatımı kapsar. Mamalika, Xocika, Kuxraka kelimelerinde olduğu gibi bu takının, devrinin Roma lehçesinden alınmış olması çok muhtemeldir. Çünkü Kolheti Krallığı, Roma gibi dev bir imparatorluğun kuzey-doğu hududunda bir krallık iken, Roma tarafından kendisine sınır krallığı (vasallık) yüklenen ismi de Lazika Krallığı’na dönüştürülen, Roma’ya göre küçük bir krallıktır. Bu yüzden laz ismine bir –ka takısının eklendiği ve isminin, Lazika Krallığı’na dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. 5. ve 6. Yüzyıllarda Bizanslılarla Perslerin hemen her seferinde, Lazlarında bazen bir yanda bazen öbür yanda göründükleri büyük mücadelelerine şahit olmaktayız. Bu mücadelelerin getirdiği sosyal, politik ve askeri sebeplerle, Lazlar ikiye bölünmüşler, Rion nehri civarındakilere de Megrel, Çoruh nehri civarındakilere de Laz denilmiştir.
Boş kalan bölgeye, 483 yıllarında Perslerden kaçan, kaçtıklarına yukarıda değindiğimiz ve bilahare de Arap istilasından kaçan Gürcüler yerleşmişlerdir. Böylece de bugün Acara-Gurya denen bir ara bölge oluşmuştur.
Çağımızda kardeş olan iki halktan Hristiyan olarak Megreller’in Kafkasya’da, Müslüman olarak da Lazların Doğu Karadeniz’de yaşamlarını sürdürmelerinin kökeninde bu tarihi olay yatar.
Arhavi halkının, Laz kökenli, yani otokon olanlarının soyu, Çoruh vadisi orijinli Laz kökündenü gelir. Bilahare Osmanlı yönetimine girmişler ve Müslüman olmuşlardır. Günümüzdeki Arhavi ilçesi köyleri ve Hopa çevresinde bu sırada Osmanlı yönetimine alınmıştır. Fatih torunu Yavuz Sultan Selim Padişah olmadan önce Trabzon’da vali olarak bulunmuştur. 1510 yıllarında Yavuz Sultan Selim Arhavi üzerinden geçerek Batum’un yanındaki Gönye kalesini feth etti. Böylece Gönye sancağı kurulmuş Arhavi çevresinde bir nahiye olarak Hopa ile birlikte sancak örgütüne bağlanmıştır.
1877 (93 harbinde) yılından önce Batum ve havalisi Türklerin elinde bulunduğu zamanlarda Arhavi, Göney mu tasarrufluğuna bağlı ve idari teşkilatı ilçe olarak yer almış, ilçe merkezinde bugünkü kale (Kabisre) mahallesi iken, 1877 (93 harbinde) yılından sonra Batum ve Gönye havalesinin Rusların eline geçmesinde sonra Arhavi Trabzon İline bağlı Rize mu tasarrufluğuna bağlanmıştır. Bu tarihlerde Hopa ve Fındıklı ilçelerine bucak alarak Arhavi’ye bağlı iken 1900 yıllarında iktisadi sebeplerden dolayı, Hopa ilçe olmuş Arhavi bucak olarak Hopa´ya bağlanmıştır. 1936 yılında Hopa ilçesi Artvin’e bağlanınca, Arhavi bucağında Artvin’e ek olmuştur. Arhavi 1 Haziran 1954 yılında tekrar ilçe haline getirilmiştir. Bugün de Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal vatandaşı olarak tarihsel varlıklarını sürdürmektedirler.
ARHAVİ'NİN KÖY MUHTARLARI
| KÖY |
MUHTARI |
TEL |
GSM |
| A.ŞAHİNLER |
A. HİKMET YYILMAZ |
3124573 |
0539 427 0136 |
| ARILI |
HACI BAĞDAT |
3124493 |
0538 260 4797 |
| BALIKLI |
İHSAN KURDOĞLU |
3127600 |
0533 451 0865 |
| BAŞKÖY |
HÜSEYİN DİNDAR |
3123186 |
0539 438 7901 |
| BOYUNCUK |
SÜLEYMAN KARATAŞ |
3412202 |
|
| DERECİK |
HÜSEYİN ÇAĞ |
3312220 |
0533 230 3902 |
| DEREÜSTÜ |
R.PAŞA YILMAZ |
3124815 |
0535 448 4844 |
| DİKYAMAÇ |
İDRİS NUMANOĞLU |
3125289 |
0536 787 2484 |
| DÜLGERLİ |
MEHMET YILMAZ |
3412206 |
0536 787 2484 |
| GÜNGÖREN |
NAFIZ ÜÇÜNÇÜ |
3123201 |
0542 536 8235 |
| GÜRGENCİK |
SEYFETTİN KAZANCI |
3124920 |
0535 675 6021 |
| GÜNEŞLİ |
OSMAN NURİ KURU |
3125489 |
0535 518 4838 |
| KAVAK |
HASAN KARABULUT |
3212384 |
0537 237 2666 |
| KEMERKÖPRÜ |
MEHMET ERMİŞ |
3122059 |
0532 454 0987 |
| KESTANEALAN |
ALİ RIZA ATABAY |
3312197 |
0532 500 3670 |
| KİREÇLİ |
SEBAHATTİN ÖZTÜR |
3125960 |
0532 735 0238 |
| KÜÇÜKKÖY |
YAŞAR KILIÇ |
3125666 |
0538 334 9173 |
| KONAKLI |
M.ŞAHİN GEDİK |
3212459 |
0532 404 4807 |
| SIRTOBA |
ALİ KURU |
3125702 |
0535 600 8408 |
| SOĞUCAK |
YUNUS FİTOZ |
3122689 |
0542 593 3039 |
| ŞENKÖY |
MEHMET EROL |
3212893 |
0532 617 7148 |
| ORTACALAR |
İLHAN KEKEVA |
3122896 |
0542 390 8576 |
| TEPEYURT |
CEVAHİR HELVA |
3127601 |
0532 500 3671 |
| ULAŞ |
ZİYA KILINÇ |
3125439 |
0533 253 3895 |
| ULUKENT |
NECATİ CANOĞLU |
3124821 |
0538 944 8741 |
| ÜÇIRMAK |
OSMAN AKDEMİR |
3312464 |
0536 8797491 |
| ÜÇLER |
MUSA KAZIM ÖZTÜRK |
3123680 |
0542 451 4810 |
| Y.ŞAHİNLER |
TURAN TORAMAN |
3123211 |
0536 663 0562 |
| YILDIZLI |
ZİYA BEŞLİ |
3412114 |
0537 451 4521 |
| YOLGEÇEN |
MEHMET GÜNEY |
3126870 |
0538 866 5408 |
Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Mart 2010 23:13 )
Borçka
Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:16
yönetici
BORÇKA
Küçülüp gökyüzü girmiş iki üç daraçıya, Sonra düşmüş upuzun yerde yatan bir fıçıya.
Hasan Çelebi
Hopa
Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:15
yönetici
HOPA
Mustafa Papilanın söylediği kesindir: ‘’Hopa’da cennet veresiye değil peşindir’’
Hasan Çelebi

HOPA HAKKINDA GENEL BİİLGİ VE KISA TARİHİ
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin doğu bölümünde, Artvin’e bağlı bir ilçe olan Hopa’nın doğusunda Gürcistan Cumhuriyeti, batısında Arhavi, güneyinde Borçka ve kuzeyinde Karadeniz bulunmaktadır. Trabzon-Rize-Artvin-Ardahan-Kars-Erzurum ve Gürcistan Cumhuriyeti’ni birbirine bağlayan uluslararası karayolu üzerinde bir kavşak konumundaki Hopa’nın Sarp Sınır Kapısı’na uzaklığı 18 km. uzaklıktadır.
İl merkezine uzaklığı 65 km. dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 10 m. olup, en yüksek noktası 1.513 m. ile Yavuz Sultan Selim Tepesidir. Yüzölçümü 289 km2, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 32.584’tür.
İlçenin ekonomisi tarıma dayalıdır. İlçede üretilen tarımsal ürünler, çay, fındık, mısır, kivi, elma, armut, çeltik, sebze ve turunçgillerdir. Ayrıca balıkçılık da ilçe ekonomisinde önemli yer tutmaktadır.İlçede tarıma dayalı ekonomik yapı son zamanlarda değişmeye başlamış limanın hizmete girmesi, özellikle de "Sarp Sınır Kapısı’nın" açılması ile ihracat ve ithalatta, turizmde, uluslararası nakliyecilikte çok önemli gelişmeler olmuştur.
Hopa yöresinde ilk yerleşimin başlangıcı konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber, ilk yerleşenlerin Hurriler olduğu sanılmaktadır. Hurrilerden sonra Azzi ve Hitit yönetiminde kalan yöre MÖ.800’de Kimmerlerin istilasına uğramıştır. Bunu Arsaklı, Pers, Bizans ve Pontus egemenlikleri izlemiştir.
Yavuz Sultan Selim’in Trabzon valiliği sırasında (1490-1512) Osmanlı topraklarına katılmıştır. Gönye kalesinin fethi (1509) ile Sancak haline getirilen Gönye’ye bağlanmıştır. Lala Mustafa Paşa tarafından 1578 yılında merkezi Ahıska olmak üzere Çıldır Eyaletinin kurulması ile bu eyalete bağlanmıştır. Çarlık Rusya’sı ile imzalanan Edirne Antlaşması sonunda (1829) Ahıska’nın bu ülkeye verilmesinden sonra Trabzon eyaletinin bir sancağı olan Batum’a bağlanmıştır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonucunda Kars ve Ardahan’la birlikte Hopa, Kemalpaşa bucağına kadar, Batum dahil olmak üzere Ruslar’a bırakılmıştır. Bunun üzerine Hopa Rize Sancağına bağlanmıştır. Hopa, 1915 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiştir. 1918 yılında imzalanan Brest-Litovsk antlaşması sonucu Ruslar Kemalpaşa yöresini terk etmiş, ilçe 14 Mart 1921'de bu işgalden kurtulmuştur.
HOPA KÖYLERİNİN MUHTARLARI
| Köyün adı |
Muhtarı |
Telefon |
| Akdere Köyü |
Mirza DEMİRCİ |
361 37 86 -30 15 |
| Balık Köyü |
Daim YILMAZ |
351 58 33 |
| Başköy Köyü |
Murat ÖZÇEP |
351 58 38 -69 69 |
| Başoba Köyü |
Ertan YENİGÜL |
351 42 27 |
| Çamlı Köy Köyü |
Nevzat YAZICI |
391 21 70 |
| Çavuşlu Köyü |
Hızır KARABULUT |
381 22 66 |
| Çimenli Köyü |
Fahrettin GÜLCİHAN |
381 24 97 |
| Çamurlu Köyü |
Zihni YILDIZ |
361 29 74 |
| Dereiçi Köyü |
Mete LUKUMCİ |
361 25 28 |
| Esenkıyı Köyü |
Yaşar PAPİLA |
351 54 08 -21 21 |
| Eşmekaya Köyü |
Sinan KIRÇİÇEK |
351 31 94 |
| Güneşli Köyü |
Hüseyin AYDIN |
351 55 50 |
| Güvercinli Köyü |
Zülkif ATASELİM |
351 75 57 |
| Gümüşdere Köyü |
Aslan GÜMÜŞKAYA |
361 3044-3590 |
| Hendek Köyü |
Abdullah TOPALOĞLU |
351 54 96 -23 27 |
| Koyuncular Köyü |
İbrahim ALBAY |
381 26 67 |
| Karaosmaniye Köyü |
Mehmet KARAHAN |
|
| Kaya Köyü |
Rüştü TATAR |
361 39 91 |
| Kazimiye Köyü |
Murteza AKKAYA |
361 36 85 |
| Köprücü Köyü |
Birol YILMAZ |
361 27 02 |
| Liman Köyü |
Kani AKAYDIN |
361 26 02 |
| Osmaniye Köyü |
S. Süleyman ÜÇÜNCÜ |
|
| Pınarlı Köyü |
Murat Kemal KÖSE |
351 26 02 |
| Subaşı Köyü |
Osman YILMAZ |
381 20 11 -26 53 |
| Sugören Köyü |
Mehmet Ali BÜYÜK |
351 41 18 |
| Sarp Köyü |
Yalçın ÇAKIR |
361 21 92-351 77 87 |
| Üçkardeş Köyü |
Nihat DEMİRCİ |
361 37 49 |
| Yeşilköy Köyü |
Çoskun BEKAR |
391 22 95-351 22 42 |
| Yoldere Köyü |
Alaattin GEDİK |
381 24 16 |
Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Mart 2010 21:59 )
|
Murgul
Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:15
yönetici
MURGUL
Bakır kokmuş topraklar Sevgi dolmuş yürekler.
Şavşat
Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:13
yönetici
ŞAVŞAT
Şaha kalkmış duruyor karşıda, yalnız Kaçğar Şavşatın öyle ağırbaşlı bir ıs’sızlığı var.
Hasan Çelebi
Yusufeli
Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:11
yönetici
YUSUFELİ
Sözü birdir, özü bir; bir yeniçağ dervişi o Yokluğun tahtına ermişce oturmuş kişi, o
Hasan Çelebi

GENEL BİLGİ
|
Yusufeli, rafting ve diğer su sporları, trekking, dağcılık, av turizmi, kampçılık, fotoğrafçılık, böcekçilik, kelebekçilik, çiçekçilik gibi turizm çeşitlerinin hepsine birden sahip olması ve bunların yanı sıra çok sayıdaki tarihi eserleri, muhteşem doğa güzellikleri ile ender bulunan mükemmel bir turizm yöresidir.Doğal güzellikleri, tarihi ve mimarı dokusuyla doğal ve eşsiz bir turizm cenneti olan ülkemizde Yusufeli'nin de payı küçümsenemeyecek derecede büyüktür.
İilçenin tarihi geçmişi Eskiçağ dönemine kadar gitmektedir. Ancak asil mimarı yapılaşması orta çağ döneminde bölgeye hakim olan Bağratlılar'ca gerçekleştirildiği görülmektedir. Hıristiyan Bağratlılar zamanından günümüze başta manastırlar olmak üzere bir çok kale ulaşmıştır. XVI.Yüzyıldan sonra Osmanlı topraklarına dahil edilen ilçede bu kez Türk-İslam eserleri yapılmaya başlanmıştır. Osmanlı çağının en önemli yapılar camilerdir. Azda olsa sivil mimarı örneklerinden olan evlere rastlanmaktadır.
|
|
İlçemizin ilk kuruluşu Erzurum sancağına bağlı 1879 yılında “Kiskim” (Bugünkü Alanbaşı Köyü) adı ile gerçekleştirilmiş, kaza merkezi bir müddet sonra Öğdem'e nakledilmiştir. 1894 yılında Ersis'e (Bugünkü Kılıçkaya Beldesi) getirilmiştir. 26 Haziran 1926 tarih ve 877 Sayılı Kanunla Öğdem'e nakledilerek Artvin'e bağlanmıştır.1933 yılında Artvin'in Kaza olmasıyla Yusufeli İlçesi tekrar Erzurum'a bağlanmıştır. 1936 yılında merkezi Artvin olmak üzere kurulan o günkü adı ile Çoruh Vilayetine bağlanmış ve neticede; 16 Şubat 1950 Tarih ve 3531 Sayılı Kanunla bugünkü yerine nakledilerek Yusufeli İlçe Merkezi haline getirilmiştir. İlçemiz bugünkü adını 1912 yılında Dahiliye Vekaletinin emri gereğince “Kiskim ve Keskin” isimleri karıştırıldığından Veliaht Yusuf İzzettin Efendi' nin ismine izafeten almıştır.
TARİHİ ESERLER
|
TEKKALE KİLİSESİ

Köyün mezrasında, meskün mahalden uzak, vadinin içinde bulunan manastır, kompleks bir yapı olup, kilise, trapeza ve seminer odası ile bu yapı topluluğunun güneydoğusunda ayrı olarak inşa edilen şapelden oluşmaktadır.Yapı,Bağratlı krallığınca IX.Yüzyıl sonunda kurulmuştur.XVI.Yüzyıldan sonra işlevini yitirerek terkedilmiş olmasına rağmen günümüze ulaşmayı başarmıştır.Yörenin en büyük eğitim amaçlı kurumlarından biridir. Tekkale Köyümüzün 7 km kuzeyinde olup ilçe merkezine uzaklığı yaklaşık 14 km'dir.
İŞHAN KİLİSESİ

Köyün içinde bulunan manastır kilise ve şapelden oluşmakta olup, IX.yüzyılın ilk yarısında Bağratlı Gürcülerince yaptırılmıştır.Aynı zamanda Piskoposluk makamı olarak ta kullanılan yapı, XVl .yüzyıla kadar işlevini sürdürmüştür. Osmanlılar döneminde batı bölümü camiye dönüştürülerek, 1983 yılına kadar ibadete açık tutulmuştur.Günümüzde her iki yapıda terkedilmiş durumdadır. İlçe merkezine uzaklığı 34 km olup Olur-Oltu yol güzergahından sol taraftan 10km kadar içerdedir.
BARHAL MANASTIIRI

Manastırdan günümüze sadece kilisesi ulaşmış olup, yapı köyün içinde bulunmaktadır.Bir el yazmasına göre Manastır “Vaftizci Yahya” adına, X.Yüzyılda II.Bağrat döneminde inşa edilmiştir.XVI.Yüzyıldan sonra camiye çevrilmiş olup, günümüzde de cami olarak kullanılmaktadır.Tarafımızca tespit edilen H.1184 (M.1770) tarihli III.Mustafa tarafından verilen berata göre, daha önce imam Süleyman'ın ölümü üzerine Ahmet'ın yarım akçe karşılığında imam-hatipliğine getirilişini doğrulayan belge, caminin önemini ortaya koymaktadır. Kilise üç nefli bazilikal planlı olup, dıştan 28.55x18.65 m ölçülere sahiptir. Klise Altıparmak köy merkezinden sol tarafa giden yolun yaklaşık 2 km yukarısındadır.
DEMİRKENT CAMİİ
Köyün merkezinde bulunan yapının kitabesi bulunmadığından kesin olarak hangi tarihte inşa edildiği bilinmemektedir. Orijinalde kilise olduğu anlaşılan yapının en geç XIX.yüzyılda cami olarak kullanıldığı bilinmektedir.kare planlı, ahşap tavanlı, kırma çatılı olan yapının kuzeyinde iki katlı son cemaat yeri ve orijinal olmayan minaresi bulunmaktadır.Yapı, 3.20 m . derinliğindeki son cemaat yeri ile birlikte dıştan 16.25x12.75 m. ölçülere sahiptir.Mihrabı özelliksizken ahşap minberi baştan sona bitkisel motiflerle hareketlendirilmiştir.İki katlı son cemaat yeri yedi ahşap direk üzerine oturtulmuş olup, beş gözlü olarak planlanmıştır.Cepheleri vasıfsız taşla örülmüştür ve sıvalıdır.Kırma çatısında alaturka kiremit bulunmaktadır.Hareme giriş sağlayan kapı kanatları, mahvile ait tüm ahşap aksam ve tavandaki göbek süsü ile yapı görülmeye değer niteliktedir.
MUHTARLAR:
YUSUFELİ MUHTARLAR
KÖY/MAH. ADI SIYADI EV TEL.
ALABBAŞI CAFER BAYRAM 466 821 43 15 ALTIPARMAK YAŞAR URHANTEKİN 466 826 21 51 ARPACIK KAZIM ÇAKMAKOĞLU 466 836 23 73 AVCILAR MEDET TÜYSÜZ 466 834 21 02 BADEMKAYA MİKAİL KÖSE 466 224 71 20 BAHÇELİ NACİ DEMİR 466 846 21 25 BAKIRTEPE MUAMMER İSPİRLİ 466 821 44 39 BALALAN RUŞEN ERDOĞAN 466 845 20 22 BALCILI YILMAZ YILMAZ 466 824 44 75 BOSTANCI MEHMET SAR 466 824 43 01 BIÇAKÇILAR MUHARREM GÜLMEZ 466 829 21 03 BOYALI ABDİ TOPRAKCI 466 845 20 10 CEVİZLİK ALİ BEYAZ 466 842 20 78 ÇAĞLAYAN FİKRET TOPÇU 466 831 23 36 ÇAMLICA ARSLAN YAZICI 466 842 21 54 ÇELTİKDÜZÜ AHMET POLAT 466 839 20 09 ÇEVRELİ NURETTİN KILIÇ 466 839 21 99 ÇIRALI SEYFETTİN ULUÇAY 466 811 22 57 DAĞETEĞİ ZAKİR YILDIRIM 466 836 22 10 DARICA BAYRAM BAYRAK 466 836 25 37 DEMİRDÖVEN HAFİZ ASLAN PEKER 466 838 20 31 DEMİRKENT ARİF FETHİ YILDIRIM 466 825 51 54 DEMİRKÖY KEMALETTİN KÖSE 466 842 20 37 DEREİÇİ ABDULLAH AKGÜL 466 846 20 61 DOKUMACILAR MEHMET TAŞ 466 821 46 40 ERENKÖY KEMAL RAŞİT AKGÜN 466 828 20 56 ERDEMLER MEVLÜT ERDEM 466 811 32 43 ESENDAL MEHMET PEKER 466 823 46 06 ESENYAKA MEHMET HANEFİ GENÇ 466 825 54 99 EVREN OSMAN KÜÇÜKALKAN 466 811 38 66 GÜMÜŞÖZÜ MUSA ALKAN 466 836 21 71 GÜNYAYLA ALİ OSMAN ALAN 466 827 20 34 HAVUZLU ALİ CELLAT 466 825 55 48 HASANAĞA SÜLEYMAN YİĞİT 466 811 29 01 İNANLI EKREM TUNÇ IRMAKYANI İSMAİL ŞİMŞEK 466 811 30 67 İŞHAN İSHAK UZUN 466 836 22 20 K.KARABEKİR KADİR YILMAZ 466 811 31 03 KILIÇKAYA RECEP KAYAOĞLU 466 822 60 84 KINALIÇAM ŞAHVELET KILIÇ 466 833 20 33 KİRAZALAN ERDİNÇ İSTANBULLU 466 827 22 20 KÖMÜRLÜ HALİS KILIÇ 466 825 54 70 KÖPRÜGÖREN ALİ OSMAN KAYA 466 821 45 61 KÜPLÜCE EKREM ÇELİK 466 824 44 61 MERKEZ HÜSEYİN ÇELİK 466 811 28 51 MORKAYA İSMAİL AKBUĞA 466 833 20 64 MUTLUGÜN HALİT TOPRAK NARLIK POLAT ÜNLÜ ORMANDİBİ ALİ DEMİR 466 841 20 11 ÖĞDEM MUSTAFA GÜNAY 466 843 20 26 ÖZGÜVEN İBRAHİM FURTUNA 466 824 41 00 PAMUKÇULAR HÜSNÜ KAHVECİ 466 836 20 24 SEBZECİLER YAŞAR ÇORUH 466 825 54 98 SERİNSU FEVZİYE GÖRKEMLİ 466 845 20 53 SÜTLÜCE RECEP DUMAN 466 834 20 24 TARAKÇILAR TARAKÇILAR 466 825 54 06 TAŞKIRAN AHMET CENGİZ TURAN 466 824 42 64 TEKKALE HALİL ERGEN 466 811 34 51 YAĞCILAR SÜLEYMAN KELEŞ 466 831 21 97 YAMAÇÜSTÜ ATABEK KAYA 466 834 20 26 YARBAŞI HÜSEYİN ÇAKIR 466 831 21 49 YAYLALAR İSMAİL ALTUNAY 466 832 20 01 YENİKÖY SALİH ÖZKAN 466 833 20 79 YOKUŞLU ARİF ŞİRRET 466 821 45 63 YÜKSEKOBA MEHMET KARAGÖZ 466 824 44 95 YÜNCÜLER MUSTAFA ÇİÇEK 466 844 20 73 ZEYTİNCİK MUSTAFA YILDIRIM 466 831 21 10
Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Mart 2010 18:01 )
|