Adını taşıdığı Dedesi Yöresel Ozan Kabakçıoğlu Bilal'in mezarı,Aşağımaden ( HGOD ) Köyü'nün, ÜSKÜT Mezra'sındadır. Kendi, sürgün-mühcir bir ailenin altıncı çocuğu olarak; Adana'nın Tufanbeyli İlçesi'nin Şar Köyü'nde doğmuş büyümüştür.
Şar Köyü İlkokulu, Saimbeyli-Feke Ortaokulları, Ankara Atatürk Akşam Lisesi, Gazi Eğitim Enstitüsü,Anadolu Açık Üniversitesi, eğitimini tamamladığı kurumlardır.
Öğrenciliğini, değişik işlerde ve Milli Eğitim Bakanlığı'ında çalışarak tamamlamış; Türkçe-Edebiyat öğretmenliğinden emekli olmuştur.
Baş eğmeyen aydın kafası yüzünden 2 OCAK 1980'de silahlı saldırıyla ölümcül yaralanmış; inadına yaşamıştır.
Beşi yayımlanmış, biri yayına hazır altı şiir kitabı vardır. Ayrıca yayımlanmaya hazır biri düz yazılar, biri de çocuk öyküleri olmak üzere iki dosyası beklemektedir.
Artvinliliği, Artvin'de doğmuş-büyümüşlerin çoğundan çok daha iyi bilir; gereğinde yaşar ve bunu bir onur sayar.
Kısa özgeçmişini okuduğunuz Bilal Kayabay'ı bence en güzel aşağıdaki kendi şiiri anlatır.
BİLAL KAYABAY SÖYLENCESİ
Artvin'in hod köyünden-şimdilerde aşağımaden-
ozan kabakçıoğlu'nun
biricik oğlu ziver
seferberlik sürgünlüğünü yaşar
beş yaşında bir çocukken
anasının sırtında
tay bir Çerkez kızıdır
kafkasyadan öksüz
tümalar'ın mekedinde
adana'nın binboğaya komşusu
toroslar'da unutulmuş iki köy
kayapınar kızın küçük kafkası
oğlanın çoruh'u şar
adana'ya beş atgünü
kayseri'yle maraşa'da
mecburiyetten eşkıya
bu dağlarda insanlar
dostlukları su götürmez
kimisi kürt kimisi avşar
ardıçlar kör saytaş dilsiz
yollar sıtma nöbetlerinde
atlar inadına huysuz
gece inadına sağır
kurt kuş haram uykularda
sahnelenen
çerkez'den kız kaçırma
nal sesleri meşeliklerde yiter
mavzer ıslıkları dağ başlarında
ağlar tekederesi
yarısı "doksan üç" Erzurum
yarısı "seferberlik" Artvin
dağlara yoldaş bir köy
yüreğinde, yağmalanan tarih acısı
kabartay merkedine
saygın gelin bacısı
kara kara sıva damlar
Çerkes'te beyazı tanır
Değişir köylünün rengi
Evlerin yüzü ağarır
gelin bacı dokuz yürek anası
"âsi çocuk" altıncısı
bulgurlar kaynarken doğmuş
yedi eylül bin dokuz yüz kırk yedi
ağalıktan ırgatlığa
çobanlıktan maden ocaklarına
avukat yamaklığından öğretmenliğe
onuruyla omuzlarken yaşamı
kurşun sıkılır düşüncesine
ölümlere gider gelir gider bedeni
sağ tutar direncini
ölmelerde baba'ya
can diye doğan oğul
dikili tek ağacı
otuz günün sonunda
koklaşır
sevinir can dostları
sönmeyecek ocağı
sorgularda sürgünlerde ödenir
karanlığa dikilen bütün aydınlar gibi
insanca paylaşımı savunmanın bedeli
hiçbir şeyden çekmedi
dilinden çektiğini
mayam çoruh'tan köpürür
kafkaslar'dan taşar sütüm
güneş, binboğa'dan gülümser bana
toroslar'a düşen renkli tohumum
damarlarımda Çoruh
yüreğimde kafkasya
binboğa çıplak öfkem
toroslar dadallığım






